17 Nisan 2009 Cuma

hafta içi sendromu 1

evet aynen bu ... bende olan bu hafta içi sendromu. Bir aralar hafta içini hafta sonu gibi yaşamayı denemiştim aslına bakarsanız çok da eğlenmiştim ancak zaman içerisinde eğlencenin dozu fazla gelmeye ve zevkten çok acı vermeye başladı. Sabah baş ağrısı ile uyanmalar gün içerisinde bu ağrının kademeli bir şekilde artarak devam etmesi rahatsız etsede , gözlerim açık bir şekilde uyamayı öğrenmek , uyurken dinlemek ve konuşabilmek gibi yetenekleri edindim. Bu durumdan uzaklaşmam ve hatta kopmam gerektiğini hissediyordum. Ne yazıktır ki ya da ne mutludur ki bu düşüncemi uygulamama engel olacak bir arkadaş çevrem vardı ( hala var). Zaman içerisinde toplu birşekilde yaşlanmaya başlayınca birileri diğerlerini sürekli azmettirmekten vazgeçip arada dürtmekle yetinmeye başladı , ki bu da nefes alacak kadar zaman kazandırdı.
Arada aldığımız bu nefesler ile bünyeye karışan oksijen uyku esnasında azıtan melatonin gibi bir hormonla birleşince saçmalamaya başladık. Melatonin bende seratoninle eş değer bir hormon haline geldi. Bu da şöyle bir facia ya neden oldu : daha önce uyumadan günü yaşayarak mutlu olan ben uykuda mutlu olabildiğimi anlayınca sürekli uyku moduna geçtim ve uykunun dozunu arttırarak mutlu olmaya başladım. Bir zamanlar üç kuruşluk uyku ile mutlu olan ben sekiz kuruşa çıkardığım uykumu, "piyasalarda en verimlisi diye anılır", tatminsiz bulmaya başlayacağım diye endişe içersindeyim. Eroin gibi değil mi? Ne kadar yavan bir benzetme kullansam bile şu an ofiste beni masamda yoğun bir şekilde çalışıyor zanneden bir patronun bakışları altında bu kadar yaratıcı oluyorum , ancak zamanla düzelirim sanırım.Şimdilerde uykuyu dozunu yeniden azaltıp hayata karışma çabasına girmiş durumlardayız. Neyseki güneş çok ağırdan alsa da yüzünü göstermeye başladı.Şu aralar en çılgın fantezim deniz kenarında kurulmuş bir hamakta yarı baygın bir şekilde dalga seslerini dinlemek ve toprağı koklamak. Sakın olaki çökmüş hatta ölmek üzere olan birinin yazıları sanmayın bunu bedenim yaşlansa da ruhum genç. Sadece çok kullanılmış bir telefonun bataryasının daha sık sarj edilmesi gibi bir ihtiyaç söz konusu. Bu şarj aleti ise bende arada alınacak temiz hava deniz güneş gibi güzellikler. Bununla hepimiz hem fikiriz sanırım.
Neyse konuma dönüyorum; hafta içi gıcıktır. Katlanılması dünyanın her yerinde standart hayatlar için zorunludur , sabah 8/9 gibi başlayan ve akşam ortalama 6 ya kadar devam eden işkenceli bir süreçtir.Bazı ülkelerde bu işkence süresi azaltılmıştır. İnsan haklarının göz göre göre çiğnendiği buna karşılıkta sesimiz çıkarmayalım diye üstüne para verildiği bir sadomazohist bir davranış bozukluğudur.No pain no gain. Evet acı yoksa zevk te yok. Hafta içi bu acıya katlanıp hafta sonu zevk almaya çalışırız hayattan.Peki bu 2/5 oranı mantıklı mıdır?Tabi ki hayır ama biz mantıklı kişler miyiz? tabi ki hayır!! Peki ne yapmalıyız ? İnanın bende gerçek bir çözüm yaratamadım. Belki fikirlerinizi yazarsınız? Denemelerim oldu gerçekten yani daha basit işlerde çalışıp işkenceyi azalttım , az miktarda parayla yaşadım ancak hayat bu tarzımı çürütmeye başladı. Çünkü hayat ruhuma birşeyler katıp ruhum da fazlasını istedikçe karşıma yine hafta içi işkencesi ve hafta sonu pervasızlığı çıktı. Belki hayat zaman içerisinde farklı çözümler bulmamı sağlayacak kadar lehime çalışır ve bende burda elime geçen ipuçlarını yazarım.
Hafta içi işkencesini saat 18 den sonra azaltacak yazılarımla burada olacağım.
"diabolical sundu."

1 yorum:

  1. aslında hafta ici cıkıp hafta sonu yatmak lazım. boylece hafta ici surekli stres yasamıyorsun arada kafayı da dagitmis oluyorsun. hafta sonu ise tam bir eziyete donusebiliyor disari cikmak. kalabalik herkes sokakta sahilde trafik falan. en temizi cıkmamak:) ya da uzaga kacmalı hafta sonu. ama yakin yerlere mesela. yaslandikca kalabalik katlanilmaz oluyor
    gilraen

    YanıtlaSil